Tuesday, December 05, 2006

Güldürenler ve Surat ekşitenler...

"Little Miss Sunshine", şu ana kadar bu senenin Sideways'i olacakmış gibi gözüküyor. Hem seyirci hem de eleştirmenler tarafından oldukça beğenilen film Jonathan Davis & Valerie Faris'in birlikte yönettikleri içinizi ısıtan bağımsız bir çalışma. Tabii bağımsız desek de filmin kadrosunun gayet güçlü olduğunu da eklemek gerekiyor. Avustralya'dan ithal yetenek deposu Toni Collette, Greg Kinnear, "The Office"in Steve Carrell'i ve deneyimli oyuncu Alan Arkin filmin kadrosunda yerlerini alıyorlar.
"Little Miss Sunshine", çocuklar arasında düzenlenecek bir güzellik yarışmasına katılmak için bu konuda çok hevesli olan bitirim kızları Olive'i yarışmaya götürmeye çalışan bir ailenin yol öyküsünden oluşuyor. Şimdi bu aşamada sadece karakterleri kağt üstünde tarif etmek bile işin ne kadar eğlenceli olduğunu gösteriyor. Hayatı kazanmak & kaybetmek şeklinde ikiye ayıran ve bu konuda sürekli sinir bozucu yorumlarını eksik etmeyen bir baba; kokain kullanan, kaçık ve patavatsız dede, Nietzche ve pilot okuluyla kafayı bozmuş, ayrıca konuşmamayı seçen bir abi, intihar girişiminde bulunmuş gay bir dayı. Bir de bunları bir arada tutmaya çalışan bir anne. Şimdi bu insanların hepsini eski püskü bir Wolksvagen minibüsüne doldurun sonra da işin eğlencesine kaptırın derim.


Elbette film her yol hikayesi gibi, bütün kahramanlarımızın kendisine ait çeşitli dersler aldığı, bu arada birbirinin dertlerini daha iyi tanıma fırsatı bulmaları gibi klasik bir öyküden oluşuyor. Bu filmin türünün diğer öğelerinden herhangi bir farkı olduğunu düşünmüyorum. Ama yine de performanslar ve o içtenlik kesinlikle filme bağlanmanıza yol açıyor. Oyuncu kadrosunun tamamı çok başarılı. Ama elbette filmin en büyük albenisi büyüklerinin yanında onlardan rol çalan Abigail Breslin. Daha önce Signs'da görmüş olduğumuz küçük oyuncu hem çok tatlı hem de yetenekli. (Üstelik Dakota Fanning uzaylısı dışında çocuk oyuncular olduğunu da ispatlayabiliyor.) Neyse Yardımcı Kadın Oyuncu Oscar'larında favorim şimdiden Abigail...
Little Miss Sunshine, sıcak havasıyla 1-2 saatinizi gülümseyerek geçirmenizi sağlayacak bir film. Kendisini iyi hissetmek isteyenlere tavsiye edilir.

Gelelim bir diğer filme. Bu film hakkında gerçekten yorum yapmak bile istemiyorum. Deneyimli (olması gereken) yönetmen Zeki Ökten'in çevirdiği "Çinliler Geliyor"un oldukça zengin bir oyuncu kadrosu var. Ve bence 80'lerdeki "Milyoner", "Selamsız Bandosu" tarzı filmlerde rastladığımız bir yapıya sahip. Taşradaki insanların anlamlı ya da anlamsız bir neden ile hayatlarının değişmesi ve bu arada çeşitli değer yargılarının da sorgulanması gibi temaları içeriyor. Ama maalesef film çok kötü. Yani filmi tekrar düşündüğümde hangi tarafa suç atacağımı bilemedim. O basit diyaloglar ve zayıf öyküsü sebebiyle senaryo mu, abartılı performansları nedeniyle oyuncular mı, yoksa TV dizisi tadındaki mizansenleriyle yönetmen mi? Hiç bilmiyorum ve düşünmek de istemiyorum. Zira Çinliler Geliyor bence bu senenin en kötü filmlerinden birisi olmaya aday. Resmen film sırasında silah çekip beynimi dağıtmak istedim. Ama mesela aklıma bu senenin başka bir fecaat gerilim denemesi Dabbe geliyor. Onda katıla katıla gülmüştük mesela. Bunda gülmek imkansız tek elinize geçen ekşi bir surat.
Çinliler Geliyor: 1/5
Little Miss Sunshine: 3,5/5

No comments: